günlük gazete sitelerini dolaşma ritüeli sırasında Türkiye’min büyük gazetelerinden Milliyet’te Metrobüs’te aşk ve dayak başlıklı bir yazıya rastladım.

yazıyı kaleme alan sayın hanımefendinin yaşanan olayları anlatışı ve sonrasında şikayetlerde bulunması o kadar haklı o kadar duru ki buraya taşımadan edemedim. hanımefendi İETT şöferlerinin bazı yolculara yaptığı muameleleri anlatmış ve şikayetçi olmuş hatta bir de muhattap bulamayacağını düşünerek sükut ikrardan gelir sözünü kılavuz bilerek gönderme yapmış. şöyle diyor yazısında:

eğer bugün yarın belediyeden, İETT’den veya AKP’li herhangi birinden bir açıklama gelmezse varsayacağım ki şöyle dediler: “evet kardeşim! hepinizin bize benzemesini istiyoruz. hepiniz tıpatıp bize benzemeden de yakanızdan düşmeyeceğiz. sizi döve döve tektip muhafazakar insanlara dönüştüreceğiz. beğenmeyen de bu ülkeden çeker gider.”

işte böyle bir yazıyı okuyunca acı acı güldüğümden buraya yazma gereği duydum. yazıya göre otobüste birbirine sarılan gençlere şöför müdahale etmiş. bir diğer örnekte de şöför otobüse binen bir genç kıza saçları kısa kesilmiş olduğu için laf yapıyor. her iki durumda yazarımız sayın Ece Temelkuran‘a katılmamak elde değil. sanane söför kardeşim! milletin saçından sanane! sen şöförsen sür arabayı gidelim. ben buna benzer bir söz duydum sanırım. buraya yazayım bakalım aralarındaki benzerlikleri bulabilecek misiniz? “sen öğretmensen anlat dersini bitsin bu iş, kız öğrencinin saçındakinden sanane!”

yaa ama işte ne yazık ki adaletin terazisi bu. yıllar yılı genç kızlarımızın başı kapalı diye okuma haklarını ellerinden alan, toplum içinde her fırsatta ayrımcılık yapan bu mağrur kitle terazinin tokmağı yer değiştirince nasıl da zavallı olduğunu fark ediveriyor. korkuyla köşelerine siniyorlar ve köşelerinden bağırıyorlar. aynen böyle yazmış Ece Temelkuran:

nasıl davranacağımızı, saçlarımızı nasıl kestireceğimizi, nasıl yaşayacağımızı belirleme hakları yok

eh be Ece Hanım, biz bunları yıllardır yaşıyoruz. ne olacak birazcık da siz yaşasanız. sizinkiler otobüse binememiş, bizimkiler üniversiteye gidemedi! hadi ödeşmiş olalım. yook ama o kadar kolay değil, işte korkunuz da bundan kaynaklanıyor değil mi? ya bizim senelerce yaptıklarımızı bunlar da bize yaparsa?

yıllar yılı kalkınacağız diye adaletten uzaklaşıp insanlara zulmedenler yönetimde adalet ve kalkınma olunca neden şikayetçi oldular bir türlü anlayamıyorum. siz bizden korkmayın Ece Hanım, bizde Allah korkusu var.

saygılarımla

uzun zamandan beri kullandığımız cumulus eklentisini oluşturan roytanck.com tarafından yapılan bu çok hoş WordPress eklentisi için Türkçe karakter desteği bulunan düzenlemeyi aşağıdan indirebilirsiniz.

ayrıca kendi sitemde kullandığım farklı renkte ve yazıtipindeki örneği de mevcut. eğer kendi sitenize göre düzenleme isterseniz mesaj bırakın.

eklentiyi kullanmak için öncelikle kendi sitenize yüklemelisiniz. daha sonra uygulamayı aktif ederek çalıştırın. tek yapmanız gereken aşağıdaki dosyalardan istediğinizi indirip wp-content\plugins\tagnetic-poetry klasöründeki orijinali ile değiştirmek.

ayrıca bu eklentiyi <?php tagneticpoetry_insert(); ?> ile sitenizin istediğiniz yerinde kullanabilirsiniz.

[download id="2,3"]

kıymetli kardeşim Enes Şenpeker‘in bloğundan:

20 Kuruş

Londra’daki camiiye yeni bir imam gönderilmiş. adam şehire gitmek için hep aynı otobüse biniyor ve çoğu zaman aynı şöföre rastlıyormuş. bir gün, bilet alırken şöför 20 kuruş fazla vermiş. imam oturup, parasını sayınca yanlışlığı fark etmiş. kendi kendine düşünüyormuş “20 kuruşu geri versem mi şöföre?”… ama içinden bir ses diyormuşki “çok gülünç bir sayı, ve şöförün umrunda değil. otobüs şirketi çok para kazanıyor zaten… sadece 20 kuruş onlara bişey yapmaz. versende bu parayı saklayabilir..” diye düşünmüş. “Allahtan gelen bir hediye gibi kabul etsene…”

inecegi durağa gelince, imam fikrini değiştirmiş. inmeden önce şöförün yanına gitmiş, 20 kuruşu geri vermiş: “paranın üstünü fazla vermişsiniz.”

şöför gülümsemiş : “camii’nin yeni imamısınız değil mi? aslında uzun zamandır sizi ziyaret etmek istiyordum İslamı öğrenmek için, ve bilerek size fazla para verdim. nasıl tepki vereceğinizi görmek istedim.”

inerken imam artık bacaklarını hissetmiyormuş heyacanından. yere yığılacakmış neredeyse. bir direğe tutunmuş ve kendine gelmeye çalışmış. gözlerinden yaşlar dökülerek demiş ki: “az daha İslamiyeti 20 kuruşa satacaktım aman Allah’ım!…”

belki siz de insanlar için dinimizi tanıtan kişilerdensiniz. bu yüzden hareketlerinize dikkat edin. maalesef insanlar sizle birlikte dinimizi, itikatımızı da yargılayacaklardır!

“lisani hâl, lisani kâlden emtaktır…”

bilgisayar başında 24 saat geçirdiğimiz oluyor. ama hep bilgisayarımızı düşünüyoruz. şimdiye kadar bu konuda yaptığım tüm yatırımlar hep bilgisayarıma oldu. yeni işlemci, daha çok hafıza, ekranlar vesaire vesaire. uzun zamandır kendime de birşeyler almak istiyordum. işte adımız öğrenci olduğu için bu tür harcamalar nedense hep erteleniyor. üzerimizdeki “büyüyünce daha iyisi alırız” ezikliği hep hakim oalcak sanırım. elbette bizi bu günlere bu tutumluluk getirdi ama bazen de doğru kararları verip kişisel harcama yapmak gerekiyor. şimdiye kadar neden almadım diye hala üzülüyorum. gece yatağa girdiğimde belimin ağrıdığı zamanları boşuna yaşamışım.

HumanScale Freedom Chair neyse sonuç olarak uzun zamandır bir “çalışma koltuğu” alma hevesi içindeyim. Herman Miller Aeron Chair en basit olan şey çarşıya çıkıp bir bürosit almak ama ben gerçekten güzel birşey almak istiyordum. tabi konu kişisel alışveriş olunca araştırma yapmak icap ediyor. birkaç aramadan sonra dünyanın HumanScale Freedom Chair (yaklaşık 850.00USD) üzerinde hem tarz yaparak hem de rahatça oturduğunu keşfettim. bir de çok beğenilen Herman Miller Aeron Chair (yaklaşık 580.00USD) var. bu iki koltuk da gerçekten alınası şeyler ama malum Kıbrıs adasında bu tür şeyler sadece internet üzerinden görülebiliyor. mesafe çok uzak.

bu yüzden yakındaki seçenekleri değerlendirmek zorundaydım. aslında seçenekler derken sadece bir yere sordum ve 1000.00TRL civarında rakamlar duyunca bilgisayarıma geri dönmek zorunda kaldım. neyse sonuç olarak IKEA yerdımıma yetişti ve büro koltuğu serisinde en üst sınıf olan KLÄPPE etrafında çember oluşturdum. eh biraz oradan okuyup biraz buradan resimlere bakarak kararımı verdim. salı günü sayın müdürüm Tuncay Alıkan’ı razı ederek rum tarafına yolladım (bilmeyenler için, IKEA bizim tarafta yok, sınırı geçmek gerekiyor) ve 2 saatlik beklemeden sonra koltuğa kavuştum. akşam eve gelince montajını yaparak kullanmaya başladım. işte yorumlarım ve resimlerim:

öncelikle koltuğun en önemli ve aslında tek özelliği her parçasının kişiye özel modifiye edilmesi. bu yüzden tüm artıları aynı özellik üzerine sıralamak mümkün.

  • her koltukta olduğu gibi hidrolik yükseklik ayarı var, böylece ayaklar yere doğru bir şekilde basıyor.
  • oturma minderi ileri geri ayarlanabiliyor, böylece her “genişlikteki” kullanıcılar için yeterli destek sağlanıyor.
  • sırt minderi yukarı aşağı ayarlanabiliyor, böylece uygun bel ve sırt desteği sağlanıyor.
  • kol koyma yerleri yukarı aşağı ayarlanabiliyor, böylece istenilen kol açısı ile omuzlar rahatlıyor.
  • arkaya yaslandıkça ya da öne eğildikçe koltuk sizinle beraber hareket ediyor, böylece bir an için arkaya yaslanıp dinlenmek ya da uzaktaki klavyeye ya da nesneye erişirken sırt desteği almak mümkün oluyor.
  • koltuk istenilen açıda tek bir hareketle kitleniyor, böylece gerektiğinde sabit bir oturma pozisyonu elde ediliyor. bu kilit yine tek bir hareketle açılabiliyor.
  • üzerindeki yüke göre koltuk yatma açıları ayarlanabiliyor.
  • kol koyma yerleri gerektiğinde arkaya doğru açılarak serbest çalışma imkanı veriyor, masaya daha çok yaklaşılabiliyor, koltuk tam olarak masanın içine sokulup odada yer kaplamıyor.

en güzel kısmı da tüm bu ayarları en az eforla yapıyorsunuz, yani birşeyi ayarlamak için koltuktan kalkmak ya da cambazlık yapmak gerekmiyor. henüz yeni olduğu için bir olumsuzluk yaşamadım, ilerde bir sıkıntım olursa paylaşırım. ama çok rahat ettiğim ve eski çalışma tempoma döndüğüm kesin. gerçekten değdi.

[nggallery id=11]

WordPress database error You have an error in your SQL syntax; check the manual that corresponds to your MySQL server version for the right syntax to use near 'order ASC' at line 1 for query SELECT t.*, tt.* FROM w_terms AS t INNER JOIN w_term_taxonomy AS tt ON t.term_id = tt.term_id WHERE tt.taxonomy IN ('category') ORDER BY order ASC made by require, require_once, include, get_footer, locate_template, load_template, require_once, get_sidebar, locate_template, load_template, require_once, dynamic_sidebar, call_user_func_array, wp_widget_mycategoryorder, wp_list_categories, get_categories, get_terms